O ilk seviştiğimiz günden sonra hiç bırakmadı beni Cafer… Her fırsat bulduğumuzda birbirimize koştuk, seviştik durmaksızın… Fırsatlar yarattık. Bizde para olunca bazen o para alıyordu bizden, toptancıdan mal almak için… Bizim paramız kalmayınca, biz ondan alıyorduk. kocam,

“Yardımlaşma sandığı gibiyiz kanka…” diyordu Cafer’e… “Sen bana, ben sana… Aslan kankam benim…” Bir bilseydi daha neleri paylaştığını kankasıyla…

Böylece bizim bahanemiz, kocamın bilgisi dahilinde hep hazırdı. Ben para istemeye gittim, o para vermeye geldi. Araştık, buluştuk, seviştik durmadan…

Bir gün telefon edip beni çağırdı, kasabanın dışında arabasıyla bekledi, arabaya binip yola çıktık. Başımda eşarp, gözümde siyah gözlüklerle kimsenin tanımasına imkan yoktu. Trafik azaldı gitgide, sonunda asfalt yolu bırakıp orman yoluna girdik. Bir eli direksiyonda, diğer eli hep eteğimin altındaydı, kurcalayıp duruyordu beni…

Hala gidiyorduk. Kimseler yoktu ortalıkta, in cin top oynuyordu. Çam ağaçlarının arasındaki toprak yolda sarsıla sarsıla epey yol gittik. Kuş seslerinden ve arabanın motorundan başka bir ses seda yoktu… Ürkmeye başlamıştım.

“Yeter Cafer, nereye gidiyoruz?” dedim korkuyla yolun iki tarafını çeviren koyu yeşil ağaçtan duvara bakarak… “Kurt falan olmasın buralarda?” Sonunda, ağaçların, çalıların arasında bir boşluğa girdi araba, motoru durdurdu. Bana döndü,

“Sevişmeye geldik kırmızı şapkalı kız… Merak etme kurt falan yok buralarda…” dedi benim korkmuş sesimi taklit ederek… Rahatlamıştım, arkama yaslandım, ben de bu kez küçük bir kızın çekingen sesini taklit ederek sordum,

“Hmmm… Peki büyükbabacım…” dedim. “Madem kurt yok diyorsun… Ama, senin ellerin neden bu kadar kocaman büyükbaba?” dedim. Ellerini uzatıp gömleğimin üstünden memelerimi tutuverdi,,

“Bunları daha iyi avuçlamak için kızım…” dedi. Yoğuruyordu memelerimi, zevkle inledim. Eğilip dudaklarımı öptü, diliyle dilimi okşadı ağzımın içine sokup… Başımı kaçırdım,

“Peki, senin dilin niye bu kadar uzun büyükbaba?” dedim.

Eteğimi yukarıya sıyırıyordum bunu sorarken… Hazırdım, külot giymemiştim altıma, klitorisim kabarmış, amımın dudakları şişmişti beklentiyle… O da neyi beklediğimi görmüştü.

“Senin güzel amcığını daha iyi yalayabilmek için kızım…” dedi, başını kucağıma gömdü. Amımı yalamaya başladı. Dili uzundu gerçekten, sıcaktı, pütürlüydü, zevkten bayıltıyordu beni… Saçlarından tutup kaldırdım başını, hemen boşalmak istemedim… Elimi kucağına götürdüm. Siki kalkmış, taş gibi olmuştu. Fermuarını açıp sikini dışarıya çıkardım.

“Peki bu ne büyükbaba?” dedim sikini okşarken… “Bu neden bu kadar büyük?”

“Seni daha iyi sikebilmek için kızım…” dedi.

“Nasıl büyükbaba, sikmek ne demek?”

“Gel büyükbabanın kucağına da sikmek nasıl olurmuş gör yavrum…” dedi.

image
Ön koltukları iyice arkaya kaydırıp yatırdı. Yeterli alan açılmıştı. Belimden tutup kucağına çekti beni… Yüz yüzeydik. Eteğimi kaldırdım belime kadar… Dedim ya, külot yok altımda, hazır kıtayım. Dizlerimi iki yanına koyup sikinin üstüne oturmaya başladım. Artık alışmaya başlamıştım kalınlığına… Yine de ne kadar ıslak olursam olayım, ilk girişte zorlanıyordum her sikişimizde…

Dudaklarımı ısırarak, inleye inleye oturdum sikine… Dibime kadar aldım. Kasıklarının kılları klitorisimi okşamaya başladığında tamamen girdiğini anladım. Sonra oturup kalkmaya başladım o kalın sikin üstünde… Sularım çağlıyordu içimden, erkeğin kasıklarına akıyordu, oradan arabanın koltuğuna… Yapacak bir şeyimiz yoktu. Devam ettik.

Sonra yorulunca belimden tutup kaldırdı, içimden çıkardı sikini… Dışarıya çıktık. Etrafa bakındık. Kuşlardan başka canlı yoktu etrafta… Arabanın kaputuna yatırdı beni başımı eğip… Bacaklarımı aralayıp arkamdan tekrar girdi amıma… Ormanda kuş seslerinin yanına bizim bağırmalarımız karışıyordu. Kimseden korkmadan, biri duyacak diye çekinmeden bağıra bağıra seviştik. Her yeri inlettik. Sonra da boşaldık ikimiz beraber…

image
Kocam geldi o hafta sonunda… İki gündür fırsat bulamamıştık sikicimle sevişmeye… Kocam gelir gelmez bir posta attı bana… Çerez gibi atıştırmalık… Akşamına Cafer ve karısı oturmaya geldiler. Kocamla hesap gördüler, alacak verecek hallettiler. Paralar alınıp verildi. Sonra işler bitince iki tek atalım bari dediler, içki sofrası kurmaya başladım yavaş yavaş… Cafer’in şişman karısı Hatice abla hoşlanmıyordu içki olayından,

“Ben gideyim kızım, bunlar saatlerce içer şimdi…” diyerek gitti. Ben çocukları yatırdım, çilingir sofrasını kurdum güzelce, özene bezene… İçmeye başladılar. Bir iki üç… Kadehler kaldırıldıkça sohbet koyulaştı. Ben gidip geliyordum sürekli, meze, buz taşıyıp duruyordum sürekli… Cafer kocamla kadeh tokuştururken gözü arada bana kayıyor, gülümsüyordu.

Mutfakta diz hizasındaki eteğimin belini kıvırdım, mini etek oldu. Gömleğimin iki düğmesini açtım üstten, sütyenime kadar açıldı memelerimin yuvarlakları görünüyordu. Tam giderken aklıma geldi, külodumu da çıkardım. O vaziyette meyve götürdüm içeriye… Cafer’in gözleri faltaşı gibi açıldı benim halimi görünce… Kırıta kırıta gittim, masanın üstüne koydum meyveleri… Elma, portakal dilimleri falan… Masaya eğildim, memelerimi seyrettirdim sikicime…

Sonra da gördüğüm ilgiden memnun bir şekilde kocamın yanına, Cafer’in karşısına oturdum, bacak bacak üstüne attım. Masanın arkasında kalan kocam görmüyordu bacaklarımın nereme kadar açıldığını… Cafer ise her yerimi görebiliyordu. Mini eteğim kalçalarıma kadar sıyrılmıştı oturduğum yerde…

image
Masadaki meyve sepetinden bir çikita muz aldım, yavaş hareketlerle soymaya başladım. Kocamın peltekleşmeye başlayan ağzıyla anlattığı hikayeyle ilgilenmiş gibi yapıyor, sorular soruyordum muzu soyarken… Benim salak anlatmaya devam ediyordu ben eşeledikçe… Muzu soydum. Arkama yaslanıp bacağımı indirdim, dizlerimi araladım. Cafer’in gözleri faltaşı gibi açıldı. Elindeki rakı kadehini fondip yaptı heyecandan…

Bacaklarımı açıp kapatıyordum elimdeki muzu yerken… Ama yemiyor, erkeklik organını yalar gibi yalıyordum muzu… Rujlu dudaklarımı O harfi gibi açıyor, ağzıma sokup çıkarıyordum meyveyi… Zavallı adam, gözü bacaklarımın arasıyla ağzıma sokup çıkardığım muzun arasında gidip geliyordu. Kıpırdanıp duruyordu yerinde, kalkmış sikini rahatlatmak istercesine…

Kocamla konuşurken muzu aşağıya indirdim. Bacaklarımın arasına… İyice araladım bacaklarımı… Cafer’in gözlerinin içine baka baka ıslanmış kadınlığıma sürdüm muzu… İçime itelemeye çalıştım. Yumuşak muz girmedi tabi… Cafer çaktırmadan bakıp dururken öbür elimle amımın dudaklarını araladım, biraz daha soktum. Ezilmek üzereyken çıkardım tekrar… Sonra elimdeki muzu karşıya uzattım,

“Cafer abii… Muz yer misin?” dedim şurubumsu, tatlı bir sesle… Gözlerini benden ayıramıyordu bir türlü,

“Yerim tabi yenge, sen verirsin de ben yemez miyim?” dedi o da…

Zavallı kocamın bir şeyden haberi yoktu. Anlatıp duruyordu gittiği yerleri… Cafer uzattığım muzu alırken elimi tuttu, parmaklarımı kıracak gibi sıktı. İntikamım acı olacak der gibiydi. Amıma değdirip ıslattığım muzu ağzına soktu, ısıra ısıra yemeye başladı göz göze bakışırken… Gerçekten amım ıslanmıştı, istiyordum onu, beni sikmesini istiyordum.

image
Gözlerimle mutfak tarafını işaret ettim, anladı hemen açıkgöz piç…

“Yenge, rakı kalmamış, getirebilir misin?” dedi. Kalkarken,

“Gidip bakayım, bir yerlerde olacaktı galiba…” dedim. Salondan çıkarken kocama,

“Ben de gidip bir işeyeyim birader” dediğini duydum.

Ben mutfağa girer girmez arkamdan o da girdi. Belimden tutup dudaklarıma yumuldu. Zorlukla kurtuldum elinden,

“Hani işemeye gidecektin sen?” dedim gülerek… Hırsla memelerime saldırdı,

“Akşamdan beri delirttin ulan beni orospu…” dedi sütyenden çıkardığı memelerimi dişlerken… İnledim. Başını kendime çektim.

“Ne yapayım, özledim seni Cafer…” dedim.

“Fahişe, kocandan da korkmuyorsun, her yerin meydanda, amını götünü gösterip durdun bana bütün akşam…” derken külotsuz amımı avuçlamıştı. Su içinde kalmıştı amım, bacaklarımın içleri ıslanmıştı.

“Ahhh…” diye inledim zevkle… “İşte bunu özlemiştim… Arkadaşını bilmez misin sen, iki tek attı mı burnunun ucunu görmez o… Yanında sevişsek farkına varmaz andavallı…”

“Yok artık…” dedi bir bacağımı kaldırmış, sikinin başını amıma dayamıştı bunu söylerken… “Yanında sevişecek kadar azdın mı ulan kahpe?” Başı içime girmişti bile… Offf… Hasret kalmışım iki günde… Ama çektim kendimi bir anda, siki elinde kaldı Cafer’in… Yine yükleniyordu üstüme, durdurdum.

“Bırak bu yarım yamalak, ayak üstü sikişmeyi… Söylüyorum sana… Üç dört kadeh içti benimki… Sarhoş oldu, dili dolanmaya başladı. İki tek daha attı mı sızar kalır, meydan da, yatak da bize kalır. Senin karı da eve gitti zaten, horluyordur şimdi bu saatte… Ne dersin aşkım? Biraz daha dişini sıkar mısın?”

“Senin için dişimi kırarım yavrum, sıkmak ne demek? Senin gibi sikişken orospuyu sikmeden dayanmak zor ama… ” Elimle sikini tuttum, pantolonun içine sokmasına yardım ettim. Uzanıp dudağından öperken,

“Hadi ben rakı hazırlarken, sen arkadaşının yanına git, şüphelenmesin, ne olur, ne olmaz…” dedim.

İçeriye gittiğimde ikisi yan yana oturmuşlar, konuşup duruyorlardı. Kocamın gözler yarı yarıya kapanmıştı. Elimdeki rakı kadehini eline tutuşturdum.

“Hadi kocacım… Arslanım benim… Fondip…” deyince kadehi kaldırıp bir yudumda içti rakıyı… Bir daha… “Hadi Cafer abi, kocamı yalnız bırakma bakalım, sen de fondip…” diye seslendim. Gülerek bana bakıyordu Cafer… Elindeki yarım kadehi kaldırıp içer gibi yapıyor, yerine koyuyordu her seferinde…

“Şerefine yengecim benim… Güzelliğinin şerefine…” diye kadeh kaldırıyordu sarhoş şivesiyle… Kocam da kadehini tokuşturuyordu onunkiyle, gerçekten sarhoş,

“Evett… Güzel karımın şerefine…”

Son kadehte kocamın başı küt diye önüne düştü, masaya vurdu. Elimle omzunu tutup sarstım, seslendim,

“Kocacııımmm…” dedim tatlı bir sesle… “Hadi kalk yatağına yat… Misafir var bak, ayıp oluyor…” dedim Cafer’e göz kırparak… Kocamdan ses gelmedi. Tekrar sarstım, yine aynı… Sızmıştı dediğim gibi…

“Ben sana ne dedim? İki kadeh daha, sızar kalır dedim. Hadi yardım et de, yatağa götürelim şu leşi…”

İkimiz iki koluna girip kaldırdık masadan, yatak odasına sürükledik. Yatağa götürüp bir kenarına uzattık. Yorulmuştum. Ben de yatağın kenarına oturup kaldım. Cafer yanıma geldi hemen, belime sarıldı, öpmeye başladı. Eli bacaklarımda, külotsuz amımda dolaşıyordu.

“Hadi salona gidelim bebeğim, dayanamıyorum artık, sikmem lazım seni…” dedi. Kalktım, yatak odasının kapısını kilidini çevirdim. Gömleğimin düğmelerini açarken,

“Salona kadar dayanamam ben… Beni burda sik Cafer…” dedim. “Kocamın yanında… Kocam yanı başımızda yatarken sik beni aşkım…” dedim. İnanmayarak baktı bana,

“Çılgınsın sen…” dedi. Arkadaşına baktı, kocama… Horlayıp duruyordu sarhoş…

“Evet çılgınım. Senin sikin çıldırttı beni… Hadi soyun sen de… Sik beni… Lütfen…. İstiyorum…”

Üstümdeki gömleği çıkarmıştım. Sütyenimi de onun yanına yolladım. Kalçalarımı kıvıra kıvıra mini eteğimi ayaklarıma düşürdüm. Çırılçıplak kalmıştım. Yanına gidip sarıldım o vaziyette… Titreyen parmaklarımla gömleğinin düğmelerini açarken çıplak göğsüne isterik öpücükler konduruyordum.

“Hadi… Dayanamıyorum… Çok istiyorum seni… Sikmeni istiyorum… Burda, kocamın yanında sikmeni istiyorum… İstediğin gibi becer beni… Sik…”

Gömleğini sıyırdım. Pantolonun kemerine saldırdım sonra… O da yardım etti, biraz sonra çıplak kalmıştı. Yatağa, kocamın yanına geçtim hemen… Onun da üstünde ne varsa sıyırdım çıkardım. Bacak arasındaki minik şeyle yatıp duruyor, horluyordu kocam… Yanına uzandım, bacaklarımı açtım. Bacak içlerimi okşayarak sevgilimi çağırdım yanıma…

“Gel…” dedim fısıltıyla… “Sik beni… Kocamın yanında… O da çıplak bak… Senin beni sikmene razı olmuş…” Elimle pipisinin ucunu tutup çekiştirdim, salladım. “Çok küçük sikim var, Cafer kol gibi siksin seni diyor bak… Hadi aşkım… Üçlü seks yapar gibi sikişelim… Hadi…”

image
Geldi, bacaklarımın arasına girdi. Mutlulukla sarıldım erkeğime… Bacaklarımı iyice aralayıp rahatça girmesini sağladım. Başını dayadı her zamanki gibi, zorlaya zorlaya aletini soktu içime… Doğrulup omzunu ısırdım,

“Sok…” diye inledim. “Sert sok… Kocamın yanında bağırt beni…” Dinlemedi beni, yavaşça girerken,

“Deli karı… Çocuklar uyanacak şimdi… Bırak, bildiğim gibi sikeyim seni… Merak etme, biraz sonra zevkten bağırmaya başlayacaksın zaten…”

Dediği gibi oldu. Kalın alet dibime kadar girerken ben zevkten inlemeye, minik feryatlar koparmaya başlamıştım bile…

“Ohhh… Çok güzel… Sikin zevk veriyor bana aşkım… Delirtiyorsun beni… Aaahhh…”

“Sus canım. Kocanı uyandıracaksın şimdi bağıra bağıra… Yavaş…”

“Uyansın… Görsün kadın nasıl sikilirmiş… Erkek nasıl olurmuş görsün… Ooohhh… İşte böyle… Böyle olur erkek… Dibine kadar siker karısını… Zevkten öldürür… Aaahhhh…. Sik beni aşkım… Sert sik… Zevkten öldür beni… Oooohhh… Hızlı… Daha hızlı… Vurdur… Dibime kadar sok…”

O koca sikiyle gidip geliyordu bacaklarımın arasında… Durmaksızın… Pompalıyordu beni… Zevkten deliye döndürdü beni… Başımı iki yana sallıyor, zevk çığlıklarımdan mahalle uyanmasın diye dudaklarımı ısırıyordum. Başaramadım, Cafer eğilip dudaklarıma kapandı. Bir yandan pompalıyor, bir yandan dudaklarımı kapatıp, inlemelerimi, feryatlarımı boğmaya çalışıyordu.

Yatak sallanıp duruyordu altımızda… Cafer beni pompalarken, yatakta, yanıbaşımda yatan çıplak kocam da sarsıntıdan zıplayıp duruyordu sızmış vaziyette… Elimi uzatıp sikini tuttum. Biraz sertleşmiş gibiydi sanki… Cafer’i durdurdum. Altından kalkıp kocama doğru domaldım. İki elimi arkaya götürüp amımın dudaklarını ayırdım, erkeğimi davet ettim. Islak amıma kayarak girdi tekrar, bu kez arkamdan…

Ben kocamın sikine kapanırken, o da arkamdan pompalamaya devam etti. Evet, uyanmıyordu ama, vücudu olan bitenin farkında gibiydi sanki… Yarı sert durumdaki sikini emmeye başladım. Ağzımın içinde bir orta parmak kalınlığındaki kocamın sikini emdim biricik arkadaşı karısını domaltmış sikerken…

Sonunda sikicim arkamda böğürerek boşalırken ben de orgazm oldum. Kocam çoktan bir iki damlasını bırakmıştı ağzımın içine… Sızmış durumdaki kocamı bile boşaltmıştım.

Sarmaş dolaş yatağın içinde uzanıp dinlendik. Üç tane çıplak insan, bir yatakta… İki arkadaş, birinin karısı… Feci sikilmiş, yorgun, doymuş… Kocamın yanında sikmişti beni, tam istediğim gibi… Ben uykuya dalarken Cafer kalkıp giyindi her zamanki gibi, yılan gibi gecenin sessizliğinde sıyrılıp gitti.

image
Sabah kocamın mırıltısıyla uyandım. Şaşkınlıkla bir bana, bir kendi çıplaklığına bakıyordu. Elleri bacak aramda kurumuş arkadaşının sperm kalıntılarında, okşuyordu.

“Hayatım, ne ara seviştik biz böyle?” dedi şaşkın şaşkın…

“Hatırlamıyor musun? Cafer abiler gittikten sonra yatağa girdik ya… Bir güzel becerdin beni… Baksana her yanım döl oldu.”

“İyi de, böyle çıplak mı yattık biz? Hiç böyle yapmazdık. Duşumuzu, abdesimizi alır öyle yatardık.” Uzanıp öptüm,

“Çok sarhoştun, ondan hatırlamıyorsun herhalde…” dedim. Eliyle memelerimdeki morlukları gösterdi,

“Bunları ben mi yaptım?” diye sordu.

“Şaşkın, kim yapacak başka…? Gece rakıyı çektin, kaplan gibi saldırdın bana… Her yerimi morarttın baksana…” diyerek bacaklarımdaki morlukları, boynumdaki çürüğü gösterdim. Biricik karısına hayvan gibi saldıran en yakın arkadaşı Cafer’di oysa… Eme eme, ısıra ısıra boynumu çürütmüştü hayvan…

image
“İster misin, bir kere daha yapalım mı?” dedim.

“Yok, çok yorgunum hissediyorum kendimi…” dedi. “Canım istemiyor, gece yapmışız zaten, sen de istemezsin.”

“Hıı… Ben de istemem kocacım…” dedim. Nevresimi üstüme çekip daha fazla çürüklerime bakmasına engel oldum. Hayatında yapmadığı şeydi beni emmek, etimi morartmak, çürütmek…

Sen de istemezsin derken tam da aklımdan geçeni söylemişti aslında… İstemem tabi… Beni siken koca yaraklı arkadaşın varken, senin kürdanı ne yapayım, istemem…

Sırt üstü uzanıp yattım. Gecenin zevkleriyle yorgun bedenimin dinlenmeye ihtiyacı vardı. Belli olmaz, her an bir pundunu bulup sevişebilirdim, güç toplamam lazımdı.

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*