Otobüs sallana sallana ilerliyordu. Akşamüzeri iş çıkışının bütün kalabalığı dolmuştu otobüse… Keşke bir saat önce çıksaydım annemden diye düşündüm pişmanlıkla… Son duraktan binmeme rağmen oturacak yer kalmamıştı, ayakta gidiyordum.
Başımı cama dayadım, yanımızdan sollayarak geçen otomobillerdeki insanları, kadın şoförleri, kocasının yanında kurulmuş etrafı seyrede seyrede giden kadınları gıptayla izlerken düşünmeye başladım.

25 yaşında, sarışın, güzel bir kadın olarak onlardan neyim eksikti benim de, bu otobüste, bu kalabalığın içinde sıkış tepiş yolculuk yapmak zorunda kalıyordum. Kocam bir fabrikada çalışıyor. Bense o kadar iş aramama rağmen iş bulamadım bir türlü… Sevgili kocamın maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz. Değil otomobil, bisikletimiz bile yok.

Sonra otobüsün geçiş süresince görebildiğim yollardaki, parklardaki öpüşüp koklaşan çiftleri görünce aklıma geçim derdinden sonraki en büyük derdim geldi yine… Kocamı seviyordum, sevişerek evlenmiştik. Ama cicim ayları bitip zorluklarla karşılaşınca yalpalamaya başlamıştı evliliğimiz…

Adam fabrikada yorulup eve geliyor ve hemen yatıp uyuyor. Haftada en fazla bir, bazen çok seyrek iki sefer ancak sevişiyor benimle, ona da sevişmek denirse. Öyle yorgun, bezgin ki, boşalmayı mekanik bir vücut gereksinimi olarak görüyor sanki… En fazla 2-3 dakikada boşalıp, hemen arkasını dönüp yatıyor, ben de kendimle oynayıp boşalıyorum.

Geçen hafta arkadaşım Jale bana oturmaya gelmişti. mersin escort Jale de evliydi, laf lafı açtı, oradan buradan derken, konu nasıl olduysa cinsel yaşamımıza geldi. Ben de ona derdimi anlattım. Dikkatle dinledi beni… Sonra da bana,
“Kızım niye dert ediyorsun? Madem seviyorsun, kocanı sevmeye devam et yine… Ayrılma. Ama hayatı kendine zindan edeceğine, bul kendine sağlam bir sikici, siktir kendini!” dedi.

“Saçmalama Jale. Ne yani, kocamı mı aldatayım?”

“Kızım bu aldatmak sayılmaz ki, seninki kendini tatmin etmek sayılır! Nasıl kocan seni beş dakikalık tatmin aracı olarak görüyorsa, sen de kendine öyle birini buluver gitsin. Kocan olacak herif adam gibi sikseydi seni! Ben bile kendimi siktiriyorum! Bakma öyle yüzüme aval aval… Napayım, kocam doyurmuyor beni!” dedi. Şok olmuştum,

“Ciddi ciddi kocandan başkasıyla mı yatıyorsun?”

“Evet canım… Hem de ne yatma… Sadece yatma değil, kalkma, dikme, amuda mersin escort bayan kaldırma, köprüye getirme… Herif resmen parçalıyor amımı götümü, yarım saat sikmeden boşalmıyor! Geçen hafta bir saati geçmiş…” dedi.

“Yuh yani, Jale sen ne diyorsun? Beni yarım saat sikseler delirirdim herhalde!” dedim.

“Yani… Neler kaçırıyorsun bir bilsen canım arkadaşım… Onun için diyorum, kendine hayatı zindan etme diye… Bırak bu eski teraneleri… Aldatmaymış, boynuzmuş, namusmuş… Hayatını yaşa biraz… Cennete git…”

Bu arada bu konuşmalar bile amımın sulanmasına yetmişti. Biraz daha konuştuktan sonra Jale gitti, ben de hemen yatak odasına gidip, amımı parmaklayarak boşaldım. Akşam kocam işten çıkıp geldi, yemeğini yedi, yorgunluktan hemen yatıp uyudu. Ben yine elim amımda, horlayan kocam yanımda, yarraksız öylece kalmıştım.

Aradan bir hafta kadar geçmiş, Jale’nin söyledikleri kulağımda çınlıyordu. O gün öğleden sonra annemi ziyarete gitmiştim, kocam da gece mesaisine gidecekti. Annemlerden geri dönerken de bu otobüse binmiştim. Otobüsün en arkasında, başım cama dayalı dalgın dalgın sallana sallana gidiyordum.

Otobüs duraklarda durup yolcu aldıkça kalabalıklaşmaya başladı. Sağdan soldan itmeler, sıkıştırmalar da arttı iyice… O sıkıntılı vaziyette birden kalçama bir el dokundu. Önce umursamadım, yanlışlıkla değmiştir diye düşündüm. Ama ben herhangi bir tepki göstermeyince dokunmalar gitgide okşamaya dönüştü. Eteğimin ince kumaşından, arkamı okşayan elin sıcaklığını hissedebiliyordum.

Her kalabalık otobüste aynı şey oluyordu, bıkmıştım bir yerde… Erkek milleti değil mi? Genci de aynı bok, yaşlısı da… Yeter ki etekli bir kadın olsun, genç yaşlı demeden fırsatını buldular mı tacize başlıyorlar. Hele benim gibi uzun bacaklı, kısa etekli güzel bir kadın görmeleri sinek gibi çekiyordu onları… Aslında şimdi de normalde her zaman yaptığım gibi dönüp müdahale etmem gerekiyordu, ama yapmadım nedense…

İçinde bulunduğum cinsel açlığın etkisi midir ne, hoşuma gitmişti taciz edilmek. Arkamdaki el kalçamı okşadıkça, teninin sıcaklığını benim tenime geçirmeye devam ettikçe kasıklarım yanmaya, amım sulanmaya başladı.

Elin sahibi iyice cüretini arttırınca buna bir son vermek gerek diye düşündüm. Yoksa herif biraz sonra üstüme çıkacaktı. Kafamı çevirip baktığımda çarpıldım. Arkamdaki erkek 30 yaşlarında, son derece yakışıklı biriydi. İri yarı, üçgen vücut, geniş omuzlar, uzun, kıvırcık saçlar… Gülümseyen, okşayıcı yeşil, evet yeşil bakışlar, kendinden emin gülümsemesi, etli, kalın dudaklar… Fırça atıp kızmak yerine ben de ona gülümseyerek önüme döndüm.

Hata mı yapmıştım bilmiyorum, fakat bayılmıştım adama… Popomdaki el okşaya okşaya yana kaydı. Yanımda duran elimi tuttu, arkaya çekti. Ben heyecanla ne yapmak istiyor bu adam diye düşünürken, elimi zorlayarak kendi önüne götürüverdi.

Elimin tersinde pantolon kumaşının altındaki sert şeyi hisseder etmek ateşe değmiş gibi refleksle anında elimi geri çektim. Ama tekrar elimi tuttu, erkek gücünü kullanarak tekrar pantolonun önündeki kabarıklığa bastırdı. Bu kez avuç içiyle temas ediyordum orasına… Parmaklarımı kapattırdı, kalkmış, taş gibi olmuş yarrağını tutturdu.

Bir süre öylece durduk. Heyecan doluydu içim, kıpır kıpır, yüreğim ağzımdan çıkacak gibiydi. Dudaklarım aralanmıştı heyecandan… Arkamdaki erkeğin bu cesaretine şaşırmış vaziyetteydim. Bundan önceki kaba saba tacizci adamların mıncıklamaları, çimdiklemeleri hatta, dediğim gibi bıktırmıştı. Ama bu… Bu farklıydı…

El el üstünde duruyorduk. Benim elim onun sikinin üstünde, avuçlarımın içinde… Benim elim onun avucunun içinde… Parmaklarını sıktı, benim parmaklarımı kapattı. Dolayısıyla ben de onun sikini sıkmış oldum onun zoruyla… Cinsel isteklerim, şehvet tavan yapmıştı, içim kaynıyordu, yanaklarımın yandığını hissediyordum. Diğer eli de eteğimin altından bacaklarımı okşuyordu.

Durdum, sonra nasıl yaptığımı hala bilmiyorum, ben escort mersin de elimi hareket ettirip biraz okşadım, hafif sıktım. Anında kulağımın dibinden bir inleme sesi geldi. Sonra yönümü ona döndüm, bir an onun yeşil gözleriyle göz göze geldik. Kararımı vermiştim. Jale’nin öğüdünü tutacak, kendimi ona siktirecektim. Arzuyla kısılan gözlerimden o da verdiğim kararı anlamış olmalıydı. Kulağıma doğru eğilip,

“İnelim mi?” dedi. Hiç, bir an bile tereddüt etmedim. Dudaklarımdan fısıltıyla çıktı cevabım,

“Evet!”

İlk durakta indik, ama beni bir heyecan kaplamıştı, elim ayağım titriyordu. Elini uzattı,

“Ben Fikret…” dedi, kendine yakışan tok, kalın erkek sesiyle… Sesine de bayılmıştım herifin… Altına yatmasam bile sesiyle sikebilirdi beni… Dizlerim titredi yeni yetme kızlar gibi… Kendime şaşırıyordum. Ne oluyordu bana böyle… Bu yakışıklı köpek nasıl etkiliyordu bir anda beni… Bu arada parmaklarında nikah yüzüğü olmadığı da dikkatimden kaçmadı tabi… Zaten olsa ne fark ederdi ki, hipnotize olmuş gibiydim. Ne istese karşı çıkamayacak haldeydim.

”Ben de Gül!” dedim.

Konuşmadık hiç… Birbirimize bakışlarımız her şeyi anlatıyordu zaten… Daha otobüste inelim mi diye sorduğunda biliyorduk ne olacağını… Bana hiç bir şey söylemeden, sormadan eliyle işaret ederek bir taksi çevirdi, taksiye binip yola çıktık, ama hiç konuşmuyorduk. Elini uzatıp, elimi tuttu bir ara… Ellerimin titrediğini fark etti. Bir bayinin önünde taksiyi durdurdu,

“Sen çok heyecanlısın Gül, içecek bir şeyler alayım!” diyerek indi, bir şeyler alıp geldi. Tekrar hareket ettiğimizde ramızda bir parmak boşluk bırakmadan oturmuştu yanıma… Kısa eteğimin açıkta bıraktığı bacaklarım onun bacaklarına temas ediyordu. Elini uzatıp bacağımı okşadı yatıştırmak ister gibi…

Fazla gitmeden bir apartmanın önünde durduk, taksiden inip apartmana girdik. Kendime hayret ediyordum, hiç tanımadığım, kim olduğunu, neci olduğunu bilmediğim bir adamın evine o adamla sevişmeye, kendimi siktirmeye giriyordum.

Eve girdiğimizde şöyle bir taradım, bekar evi olduğu belliydi, ortalık karma karışıktı. Salona geçip oturdum. Fikret de iki tane kadeh alıp geldi. Bayiden aldığı votka ve enerji içeceğini çıkarıp kadehlere doldurdu. Benimkini uzatıp sohbete başladı benimle… Bir yandan içkilerimizi yudumluyor bir yandan konuşuyorduk.

Aradan fazla geçmeden benim hayat hikayemi öğrenmişti bile… Farkında olmadan birinci kadehi bitirmiştim, ikinciyi dolduruvermişti hemen… Alışkın olmadığım votka dilimi çözmüş, anlatmadık ne kocamı bırakmıştım, ne cinsel sorunlarımızı… İkinci kadehi de içtikten sonra heyecanım gitmiş, her yerimi ateş basmaya başlamıştı. Bülbül gibi şakıyor, sürekli bir şeyler anlatıyordum. Biraz sonra olacakların farkındaydım ve merakla ilk hareketin ondan gelmesini bekliyordum.

Fikret de sonunda zamanının geldiğine karar vermiş olmalı ki, çenemden tutup kendine çevirdi başımı… Sustum. Göz göze bakıştık bir an… Boşalmış votka kadehi hala elimde duruyordu. Gözlerini gözlerimden ayırmadan elini uzattı, elimdeki kadehi alıp kenara koydu. Yaklaştı, yaklaştı, dudaklarımı öpmeye başladı.

Önce hafif, okşarcasına, dudaklarımızı değdirircesine başlayan öpüşmemiz her saniye şiddetlendi. Ben de karşılık veriyordum. O etli dudaklar dudaklarımın üzerine kapanmış, adeta somuruyordu. Elleri de boş durmuyordu bu arada… Bluzumun üzerinden göğüslerimi okşuyordu. Dudaklarımı yeterince kemiren Fikret yanaklarımı, boynumu dolaşıyordu dudaklarıyla…

Bir yandan her yerimi öperken bluzumda dolaşan becerikli elleriyle bir anda yukarıya sıyırıp fırlattı bluzumu… Bir an tedirgin oldum. İlk defa yabancı bir erkeğin yanında bu vaziyette kalıyordum. Fakat dudakları tedirginliğimi bir anda aldı. Elleri sütyenimin üzerinden okşamaya başlamıştı göğüslerimi… Az sonra o da çıkarıldı.

Refleksle ellerimi çıplacık kalan göğüslerimi kapatmaya, o yabancı erkeğin aç bakışlarından korumaya çalıştım. Zorla tutup aşağıya indirdi ellerimi büyük bir ciddiyetle, kocamın fazla elleyip koklamadığı, dimdik kalmış iri göğüslerimi büyük bir hayranlıkla seyretti. Onun delici bakışları karşısında ürperiyordum. Meme uçlarım kabarmış, pembe uçların etrafındaki minik kabarcıklar meydana çıkmıştı.

“Offf… Gül… Harikasın bebeğim… Şu göğüslere bak…” diye inledi. O an utandım nedense… Kocamın yüzü geldi gözümün önüne geldi bir anda… Her şey bitmeden, o dönülmez yola girmeden bir fırsat, son bir çıkış belki… Vaz geçsem… Pişmanlık duygusu yükselmeye başladı zevkin yanı sıra…

“Şeyy… Fikret… Ben… Yapamam…” dedim. Gözlerini memelerimden kaldırıp yüzüme baktı.

“Neden bebeğim?” dedi o yumuşak, ikna edici, kışkırtıcı sesiyle… “Otobüsteki halini bir görseydin kendin… İstedin sen de… Benimle beraber geldin. Evimdesin. Çıplaksın. Şu anda da istiyorsun. Zorla değil, salt ben istediğim için değil, sen istediğin için buradayız bebeğim… Gülüm…”

“Biliyorum, biliyorum. Ama… Bilmiyorum… İlk defa böyle bir şey…” Parmağını dudaklarıma koydu, susturdu beni, devam edemedim.

“Ben otobüs zamparası değilim Gül. Ben de ilk defa böyle bir şey yapıyorum. İlk anda kazayla elim değdi, sonra senin güzelliğini görünce dayanamadım, devam ettirdim. İyi ki yapmışım. Anlattıklarına baksana, mutlu değilsin. Kendini bana bırak lütfen…”

Bir anda konuşmayı bırakıp göğüslerime eğildi, dudaklarıyla teker teker öpmeye başladı. Dudaklarının sıcaklığını meme uçlarımda hissetmek, o son itiraz kırıntılarını da, beni de bitirdi. “Ohhh…” diye bir inilti koptu dudaklarımdan… Bir anda her şey silindi gitti aklımdan… Ellerimi başına götürdüm, saçlarını tutup kendime çektim. Parmaklarımı saçlarının arasında dolaştırıyor, o memelerimle ilgilenirken kendimden geçiyordum.

Memelerimi öperken, bir yandan da eteğimin fermuarını indirmişti. Elimden tuttu, ayağa kaldırdı. Fermuarı açık eteğimi indirmeye çalıştı, yuvarlak kalçalarım engel oluyordu. Elimi omzuna koyup destek aldım, kalçalarımı kıvırarak eteğimi aşağıya sıyırmasına yardım ettim. Tanga külodumla kalmıştım.

Oturduğu yerde, bacaklarını aralamış, ben de dizlerinin arasında duruyordum ayakta, çıplak… Az sonra üzerimdeki tek giysi olan tangayı da koparırcasına çekti, çıkardı. Her zaman bakımlı tuttuğum kadınlığıma bakıyordu bu kez… Islanmıştım.

Elimle örtmeye çalıştım, engel oldu. Elini uzatıp parmağının ucunu kasıklarımda dolaştırdı. Zevkle inledim. Başını gömdü sonra kasıklarıma… Üçgenimi öpücüklere boğuyordu. Elleri kalçalarımda, bacaklarımda, önümde dolaşıyordu sürekli…

Kalçamdan tutup arkamı çevirdi, yuvarlaklarıma baktı, sonra iki yuvarlağımın arasına yüzünü gömdü hırsla… “Ayyy…” diye bir çığlık koptu ağzımdan, beklemiyordum bunu… Tekrar önüne çevirdi, pençelerini geçirip kendine çekti beni, yanına, koltuğa oturttu. Kendi de yere kayıp önümde diz çöktü. Bir anda, yumuşak, doğal hareketlerle yapmıştı bunu…

Dizlerimden tutup iki yana ayırdı bacaklarımı… Islak amımın dudakları aralandı hafifçe… Ellerimi arkaya koyup koltukta kaykıldım. Bacaklarımı kendim ayırdım bu kez… Bir inlemeyle amımın dudaklarına kapandı. Dudaklarını değdirdi, dilinin ucuyla yaladı biraz, sonra şişmiş klitorisimi emmeye başladı.

“Ohhhh…” diye inilti koptu benden… “Fikret… Ne yapıyorsun?”

“Amını yalıyorum bebeğim… Senin güzel, sulu amını yalıyorum. Harikasın güzelim… Her yerin gibi, amın da harika… Tadı nefis… Sularını içerim ben senin aşkım…” diyerek somurmaya başladı amımı…

Sürekli zevkten inliyor, bir yandan da kocamın ne zamandır amımı yalamadığını düşünüyordum. Sonunda Fikret ayağa kalktı, bir çırpıda üzerinde ne varsa çıkarıp attı, soyundu. Çırılçıplak kalmıştı önümde… İlk kez tanışan iki yabancı, çırılçıplak birbirimizi süzdük.

İkimiz de gördüklerimizden memnun kalmıştık. Önündeki kocaman alet dimdik beni gösteriyordu. Başı da kendi gibi kocamandı. Koyu renk, damar damar, güzel bir penisti önündeki… Yaklaştı. Kalçasını itti. O koca şey ağzıma değiyordu. Benden beklenen şeyi yaptım ben de…

Elimi alttan uzatıp parmaklarımla sertliğine dokundum. Ortasından tutup ağzıma sokmaya çalıştım başını… Girmiyordu. Dilimle başının çevresini, kenarlarını dolaştım. Islattım. Ağzımı kocaman açıp sikinin başını ağzıma almaya çalıştım. Bu kez becermiştim. Ağzımın içinde dilimi dolaştıra dolaştıra eme yalaya işimi yapmaya başladım.

Sonunda dayanamadı. Ağzımdan çıkardı sikini… Beni ayağa kaldırıp koltuğun arkasını yatırıverdi bir anda… Üçlü koltuk, yumuşacık, genişçe bir yatak halini almıştı. O yatağa yatırdı beni nazikçe, sırt üstü uzattı. Başım koltuğun irice kırlentinde, heyecanla erkeğimi bekledim. Fikret önündeki mızrağıyla benim çıplaklığımı seyrediyordu hayran hayran…

Yeterince seyrettikten, beni beklentiyle kıvrandırdıktan sonra bacaklarımı aralayıp arasına girdi dizlerinin üzerinde… Uzandı, ağırlığını vermeden, çıplaklığını, önündeki sertliği bana hissettirerek dudaklarıma kapandı. Dayanamadım, boynuna sarıldım, kendime çektim. Göğüslerim onun göğsünde ezildi. Siki apış arama baskı yaptı.

Sert sikini am dudaklarımda hissetmek delirtti beni zevkten… Kalçalarımı havaya kaldırıyor, o kalın sikinin başını am dudaklarımın arasına girmesi için çıldırıyordum. Sikinin ucunda ıslaklığımı hissettiğinde Fikret’in hareketleri de değişti. Kalçalarını indirip o koca aletiyle içime girmeye çalıştı.

Boynuna sımsıkı sarılmış, Fikret’le burun buruna, gözlerimiz birbirine kenetlenmiş vaziyette, dudaklarımı ısırarak içime girmesini bekliyordum. Başı girmiyordu. Ben bacaklarımı sonuna kadar açtım. O sikinin başını milim milim bastırdı. Zorlukla başı girdi amıma… Islaklığım artmaya başlamıştı. Milim milim çekmeye, tekrar sokmaya başladı. Sürekli bu hareketi yapa yapa ilerledi, yarısına kadar soktu sikini… Dudaklarını ısırarak,

“Off harika! Daracık amın varmış bebeğim!” dedi ve birden yüklendi. O anda gözümde şimşek çaktı sanki…

“Ahhhhh!” diye bir feryat kopardım. Koca siki bir anda köküne kadar amıma girmişti. Biraz bekledi. Dudaklarımı öpücüklere boğuyor, beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Bense içimdeki kalınlığa alışmaya çalışıyordum. Benim zavallı, daracık amcığım ilk kez bu kalınlıkta bir yarak yiyordu. Sanki bacaklarımın arasına koca bir patlıcan sokmuştum.

Fikret kalçasını bir iki kaldırıp indirdi hafifçe… Zevk sularım vajinamı kayganlaştırmıştı iyice… Zorluk çekmiyordu. Gidip gelmeye başladı. O kalın baş vajina duvarlarımı yara yara içimde ilerliyor, geri çektiğindeyse boşluk hissediyordum oramda… Hareketleri hızlandı gitgide… Zevkle inliyor, kısık kısık feryatlar halinde içimdeki kalın sikin tadını çıkarıyordum. Bir yandan da kocamın yaptığı gibi hemen boşalacak mı diye merak ediyordum.

Boşalmak ne kelime… Daracık amcığımda bana verdiği ve benden aldığı büyük zevke rağmen hala gidip geliyordu. Bir yandan da boynumu, dudaklarımı öpüyor, eğilip meme uçlarımı yalamaya çalışıyordu. Zevkten öldürüyordu adam beni…

İçimden çekip çıkardı silahını… Onun yönlendirmesiyle pozisyon değiştirdik. Sırt üstü yattı, beni de üzerine çekti. Bacaklarımı aralayıp sikini zorlukla içime aldım. Dudaklarımı ısırıyordum. Yarağının üzerine tam oturduğumda belimden tuttu, indirip kaldırmaya başladı. Alışınca bu kez ben zıplamaya başladım üstünde… Ellerimi göğsüne dayamış, destek alıyor, kalçalarımı indirip kaldırıyordum.

Hele orgazm dalgaları başladığında kendimi kaybettim iyice… Hayatımda böyle bir zevk yaşamamıştım diyebilirim… Dakikalarca sürdü kasılmalarım… Neden sonra sakinleştim. Fikret beni üstünden attı, koltuğun üzerinde domalttı. Belimden tutup kendine çekti, arkamdan girdi bu kez…

O kalın sik bu kez başka bir açıdan giriyordu amıma… Belime bastırıp çukurlaştırıyor, kalçamı ise havaya kaldırıyordu. Siki şimdiye kadar hiç tatmadığım zevkler veriyor, hiç ellenmeyen köşe bucaklara temas ediyordu sanki… Hızlandı… Taşakları, kasıkları çarpıp duruyordu şak şak sesler çıkarıyordu. Tekrar zevk almaya, yükselmeye başladım. Az önce orgazm olmama rağmen tekrar boşalmak üzereydim. Kendime inanamıyordum.

“Ohhh… Fikret… Harika… Sik beni canım… Erkeğim… Ohhh…” diye inliyordum sürekli… Utanmayı, çekinmeyi, yasakları, ahlak duygularını bir kenara bırakmıştım. Amcığımdan başlayıp tüm vücuduma yayılan zevk dalgalarının tepesinde alçala yüksele kendimden geçiyordum.

Tekrar kasıldım, tekrar orgazm oldum. Yorgunluktan kendimi yüzükoyun koltuğa attım güçlükle… Fikret hala içimdeydi. Çıkarmamıştı sikini… Hala gidip geliyordu arkamda… Yan yatırdı beni, bir bacağımı havaya kaldırıp o pozisyonda sikini amıma gömdü, pompalamaya, sikmeye başladı. Ben resmen orgazm üstüne orgazm olup, zevk denizinde yüzüyordum.

Bir müddet sonra bacağımı indirdi ve beni tekrar sırtüstü yatırıp bacak arama girdi, amıma girip o kadar süratli gidip gelmeye başladı ki, herhalde o da boşalmak üzereydi. Bacaklarımı beline doladım. Kollarımı boynuna sarmış,

“Sik beni aşkım, sik beni erkeğim!” diye inliyordum. Fikret kasılarak içime döllerini fışkırtmaya başlamıştı. Aslında içime boşalmasını istemiyordum, ama aldığım zevkten söyleyemedim bunu ona.

Fikret’in boşalması bitmiş, üzerime uzanmıştı. Yarrağı halen içimdeydi ve sertliğinden bir şey kaybetmemişti. Az sonra doğrulup tekrar sokup çıkarmaya başladı. Ben şaşkın şaşkın bakarak,

“N’apıyorsun, boşalmadın mı sen?” dedim.

“Dur bakalım yavrum, daha yeni başladık!” diyerek dudaklarıma yapıştı, aynı zamanda da amıma pompalamaya devam etti. Hayran kalmıştım sevgilimin gücüne… Kendi kendime keşke kocam da böyle sikseydi diye düşündüm. Böyle boktan bir hayata daha güzel katlanabilirdim.

O gün aralıklarla, dura dinlene, mola vere vere Fikret beni üç posta daha sikti. Bitmiştim yorgunluktan… Duş alıp zorlukla giyinebildim. Merdivenlerden inerken koluma girip yardım etmek zorunda kaldı. Dizlerim öyle titriyordu ki… Ayakta durmakta zorlanıyordum. Apartmanın kapısında öpüşerek vedalaştık en son… Bir taksi çevirdi bana… Ellerimiz zorlukla ayrıldı birbirinden…

Gece yarısına doğru taksi beni evimin sokağının başında indirdiğinde biraz kendime gelebilmiştim. Evime girdim, hemen geceliğimi giyip yatağa girdim. Yaşadığım müthiş geceyi düşünürken uyuyup kalmışım. Sabah kocam eve geldiğinde, ben yorgunluktan yerimden kalkamadım. Kocam pijamalarını giyip yatağa gelerek,

“Ne oldu aşkım, neyin var?” diye sordu.

“Rahatsızlandım dün gece kocacım…” dedim kırık bir sesle… Üzüldü,

“Aman kendine dikkat et, şu aralar grip salgını var ortalıkta!” diyerek yanıma yattı ve uykuya daldı.

Gözümü açıp yanımda horlayan kocama baktım. (Sen zaten başka bir şey bilmezsin ki!) diyerek, ben de ona arkamı dönüp tekrar uyudum.

Uykumu iyice alarak uyandım öğleden sonra… Kocam tekrar işe gitmişti beni uyandırmadan… Üzerimdeki geceliği sıyırıp attım. Çırılçıplak, yatağımın içinde mutlulukla gerindim. Artık kocamın beni sikip sikmemesi umurumda değildi. Artık sikicimi bulmuştum.

Fikret’le birbirimizi ne zaman özlersek, canımız ne zaman seks isterse, bir telefon yetiyor. Atlayıp gidiyorum evine, her pozisyonda kendimi siktiriyorum. Hem onun arabası var. İstediğim gibi gezdiriyor beni… Tabi, gezdiğimiz yerlerin çoğunlukla tenha, kuytu, fantezilere uygun yerler olduğunu söylememe gerek yok…

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*