Tüm çocukluğunu beraber geçirmiş, 5 kişilik arkadaş grubunun hepimiz iyi-kötü bir yerlerde yaşama adım atmıştık. Ben ve birimiz daha o hafta içerisinde birliklerimize teslim olacaktık. Kısacası uzun bir ayrılıktan önce son buluşmamızdı. Taksimde, cebinde eğlensin çocuklar diye harçlığı bol tutulmuş 5 sapı kabul edecek bir yerde oturup içtik. Mekandan ayrılmış çakır keyif 5 çok iyi arkadaş İstiklal’de amaçsız sohbet edip yürüyorduk.

Telefonun çalışı şaşırtıcı olmadı benim için. Kız sevgilisini başka şehre 6 aylığına gönderiyor olmanın üzüntüsünü yaşıyor, yetmiyormuş gibi tüm gece aramalarına kısa cevaplar alıyordu. Açtım.
– “Nerdesin?” dedi.
-“Hala Taksim’deyim” dedim.
-“Neresinde?” dedi.
Dayanamayıp, her güzel kızın yanında olan çirkin kankasını alıp gelmişti. Önce kızdım, sonra neden geldiğini anlamaya çalıştım.

Arkadaşlarla vedalaştık, yine görüşüp buluşacaktık, öyle anlaştık, ayrıldık. Otobüs duraklarında beklemesini söylemiştim, yanına gittim. Açık mavi kotu, kısa boyu, yuvarlak ve çıkık kalçası, kahverengi boyalı saçları ve esmer teniyle sevdiğim kız karşımdaydı. Yanında etine dolgun, sivilceli suratıyla arkadaşı vardı ve sevdiğimi olduğundan da güzel gösteriyordu. Sarıldık, ağladı, konuştuk. Saat on biri geçiyordu. Otobüs seferleri bittiği için sarı dolmuşlara bindirip evine gönderdim. Ama konuşma sırasında “Evdekiler bekler.”, “Evdekiler bu saatte bir şey demeyecek mi?”, “Nasıl geldin?” gibi soru ve telkinlerime dayanamayıp “Annemler düğün için köye gitti.” demişti. Bir şeylerin kafanıza sonradan dank ettiği olmuştur. Kız bindi, gitti. Sigara yaktım. Bizim eve giden otobüslerin seferi on iki buçuğa kadar devam ediyordu. Ve onların evi boştu.

Kızla evleneceğim. Çok seviyorum. O istemez böyle bir şey ama istese de yapmamam gerekir.
-“Evleneceksin oğlum kızla.”.
Kendi kendime kurarken, telefon yine çaldı.
“Özledim.”, “Gideceksin.”, “Görüşemeyeceğiz.”.
“Tamam.” dedim “Geliyorum.”.

On beş dakika olmuştu o gideli. Onun bindiği dolmuştan sonra kalkacak dolmuş önümde duruyordu hala. Bindim, parayı verdim. Yol boyunca mesajlaştık. İndiğimde durakta bekliyorlardı zaten. Ev durağa on dakika yürüme mesafesindeydi. Evin önüne vardığımızda arkadaşıyla ben aşağıda kaldık, o önden girdi. Bir dakika geçmeden aradı, yukarı çıktık.

Önce bir kahve seansı, havadan sudan muhabbet. Arkadaşının verdiği rahatsızlığı umursamayışımız. Kucağıma oturması, öpüşmeye başlamamız. Hepsi kahveler bittikten sonra beş dakika içinde olmuştu. Kafam güzel değil ama çakır keyiftim. Sevdiğim kadın kucağımda, ellerim kalçalarında dudaklarımız emişmekte. Bizi izleyen bir çift kıskanç göz. Arkadaşı rahatsız oldukça ben daha rahatsız oluyordum. Kafası güzel olan ben iken, rahat davranan nasıl o oluyordu anlamıyordum. Anlamam için çok beklememe gerek yokmuş.

Arkadaşı dudaklarımızdan çıkan öpücük seslerinin arasına girip ben artık gideyim diyebildi. Bir “Saçamala bu saatte.” “Nasıl?” “Nereye?” “Neyle?” muhabbetinden sonra benimkinin odasına geçmeye karar verdik. Direkt yatağa yan yana uzandık ki, başka bir oturma ve yatma mobilyası yoktu zaten odada. Uzun öpüşmeleri oldum olası sevmişimdir ama sonrası olmayacağını düşündüğümden midir nedir, hayatımın en uzun ön sevişmesini izmir escort yaşadık. Arkadaşı iki kere odaya gelip “Kahve ister misiniz?” ve “Ben gitsem mi ya?” diye meraklı gözlerle böldüğüne göre epey uzun sürmüştü.

Yatakta sırtüstü uzanmış, onu üzerime almıştım. Kalçası tam kasıklarımın üzerinde, vajinası penisime denk gelecek şekilde öne eğilmişti. Sutyenle göğüslerine ulaşmak çok konforsuz olduğundan kopçasını açtım. Oldum olası bu mereti tek elle ve hızlı açarım. Bir yıldır sevgilimdi ve göğüslerine ilk defa çıplak ellerimle dokunuyordum. Ben kopçayı açınca, askıları çözüp tişörtün altından çekip, kenara fırlattı sutyeni. Şimdi küçücük göğüslerini ve göğüslerine oranla anormal derecede büyük göğüs başlarını okşuyordum. Kalçası kasıklarımda gidip geliyor fakat ikimizde de hala kot olduğundan pek bir şey anlamıyordum. Bir elim kalçasında, diğer elim göğsünde öpüşmeye devam ettik.

Yatakta doğruldum, üzerimdeki kazağı içindeki atletle beraber çıkardım, sutyeninin üzerine fırlattım. Daha önce vücudumun bu bölümünü hiç görmemişti. Kısa süre inceledi. Dikkati göğüs kafesimdeyken pantolonunun düğmelerine elimi attım, elimi tuttu ama faydasızdı. Parmağımı kemer askısına takıp pantolonunu o pozisyonda çıkmayacağını bile bile aşağı çekeledim. Poposunu olabildiğince açmak istiyordum. Direndi ama ellerini tutup kafi derecede sıyırdım pantolonunu.

Elimi attığımda tipik iç çamaşırı beklerken tenine dokunmuştum. Benim masum sevgilim g-string tercih etmişti. Parmaklarımı olabildiğince yarığa uzatmaya çalışıyordum, o da bileğimi tutmuş olabildiğince deliklerinden uzak tutmaya çalışıyordu. Bir süre güreştikten sonra kolu yoruldu ve orta parmağım vücudunun daha önce hiç ellenmemiş en küçük ama en tatlı deliğine ulaştı. İçine sokmuyor ama okşuyordum. Daha aşağılara inmeye çalıştıkça kendini geri çekiyordu.

Bir hışımla kucağımda alıp önce yanıma sonra altıma yatırdım. Tişörtünü boğazına kadar sıyırıp, dikleşmekten burnuna değecek göğüs uçlarından birini ağzıma aldım ama aklım daha aşağılardaydı. Elim pantolonunun içerisinde g-stringini kaydırıp vajinasına ulaşmaya, onun eli de buna engel olmaya çalışıyordu. Diğer elime ulaşamadan kotunun bir tarafını sıyırdım, daha sonra diğer yanını. Benim sıyırdığım yanları çekmeye uğraşıyordu ama nafile. Pantolonu dizlerini üzerine kadar sıyrılmış, bacaklarının arasında bedenim olduğundan kapayamayacak durumdaydı. G-stringi güreş esnasında epey sünmüştü.

Ben pantolonumun düğmelerini çoktan açmıştım. Penisim pantolonun fermuar bölümünde boxerımı germiş, çadırını kurmuştu. Artık aramızdaki tek engel sünmüş bir g-stringti. Ve kenarları ipli olan modellerdendi. Derdim aslında koparmak değildi ama iki el farklı yönde iki üç tarafa çekince kopuverdi.

Bu gece buraya gelirken planım bu değildi. En escort izmir azından bu noktaya gelmesini planlamamıştım. Daha ötesini hayal dahi ettiğimi hatırlamıyorum. E o zaman hayatımın aşkı kararı vermiş, şimdi tekrar gözden geçiriyordu. Kızların istediği halde zora koşması evrensel bir kural zaten. Yine de ondan sonra yaşadığım deneyimlerle karşılaştırırsak izmir escort bayan zor da olmamıştı.

Biraz debelense de kotu da g-stringi de çıkmış, yeni traş edilmiş, şişkin dudaklı, deliği henüz görünmeyen esmer şeftalisi loş ışıkta parlıyordu. Çok fazla incelememem için beni üzerine çekiyor öpmeye çalışıyordu. Benim aklım kotumu çıkarmaktaydı. Bir yandan boxerın üzerinden penisimi vajinasına sürtüyor, bir yandan kotumu bacaklarımdan sıyırıyordum.

Kotu çıkardım. Dilimi boynundan göğüslerine kaydırdım. Oradan göbeğine, oradan daha aşağılara. Elleri kafamı itiyor, çekiyor , sırtımı tırmalıyordu. Bacak arasına indiğimi anladığında birden beni göğsüne çekti. Artık hazırdı. Boxerımı sıyırdım, elini tutup penisime götürdüm. Dokunduğu anda çekti. Bir daha götürdüm. Tuttu ve tuttuğu haliyle duruyordu. Gereğinden fazla sıkıyor ve hiç hareket ettirmiyordu. Elinin dolu olmasından istifade edip parmaklarımla deliğini arıyordum. Vajinası vıcık vıcıktı.

Penisle ne yapması gerektiğini anlatmak için elini aşağı yukarı kaydırdım. Uzun süredir hiç konuşmamıştık. Büyüyü bozmadım sadece göstermekle yetindim. Bir süre gösterdiğimi yapmaya çalıştı. Ya çok sıkıyor ya az dokunuyordu. Zaten aklım daha keyifli bir organındaydı. Bacaklarının arasına iyice yerleştim, bacaklarını belime doladım. Penisimin başını rastgele bastırdım vajinasına. Suyu ıslatmıştı ama yine de dardı. Aşağı yukarı sürttüm bir süre. Hoşuna gittiği belliydi ama bacakları hala kaskatı belimi sıkıyordu. Henüz deliği kapalı idi, açıkçası tecrübemde o kadar değildi o zamanlar deliği arıyordum penisimle. Bu zamana kadar aceleci olmadım hiç. Bir süre penisimin başını tutup sürttüm vajinasına. Altlardaydı delik biliyorum, penisimin başı oralarda bir yere yerleşiyordu ama girebileceği bir kuytuluk değildi.

Sürtmekten vazgeçip iteklemeye başladım, rastgele. Ve oldu. Oralarda sıcak, kaygan, sıkı bir yer buldu sonunda. Yavaş yavaş ittirip çekiyordum, başı bile henüz yerleşmemişti. Ama iniltiler çıkarıyordu sevdiğim derinden sessiz. Kayganlaşmaya başladı önce sonra başı girdi. Dedim ya aceleci değildim ama azmışlığın tanımıydım o an. Biraz daha girdi, çektim. Bir sonraki iteklememde biraz daha, biraz daha, biraz daha…

Tamamı içindeydi. Sapına kadar, taşaklarım ezilene kadar bastırdım. Üzerine yattım. Üst dudağını dudaklarımın arasına aldım. Dilimi önce diline sonra damağına değdirdim. Emebildiğim kadar çok emdim dudaklarını. Gidip gelmeden önce onu ne kadar sevdiğimi anlattım belki de.

Hafif geri çekildim. Tekrar girdim. Yavaş fakat ritimliydim. Yanaklarımı tuttu, dudaklarını yanaştırdı. Öpmeye başladığında tamamını çıkarıp, sert soktum. Git gele başladım, inlemeye başladı. Dudaklarım dudaklarında olmasa bağıracaktı ama sadece inliyordu. Aklımda tek soru, çıkarıp bakamıyorum, anın büyüsünü bozamam ama merak konsantrasyonumu etkiliyordu. “Kan geldi mi acaba?”

Sokak lambası perdeye rağmen aydınlatıyordu yatağı, kapı tarafı gece lambasıyla aydınlıktı zaten. Bir fırsat olsa, baksam göreceğim ama yok. Kollarımı yatağa yasladım kendimi geri çektim, pompalamaya devam ederken boynumu büküp baktım, karanlıktı ama penisimin üstünde tenimden daha koyu bir lekeyi görüyordum. Sevgilim bakireydi ve ben onun ilk erkeğiydim. Daha da hızlandım, çığlığını bastıracak dudaklarımda yoktu. Zevkle, acı karışımı inliyordu.

Kapıyı tıkladı. Sevgilimin ismini söyledi. Arkadaşının evde olduğunu unutmuştum, he o an hangi evde hangi semtte olduğumu bile unutmuştum ya. İstifimi bile bozmadım. Sevgilim inlemeyi kesti ama cevap vermeye fırsat kalmadı. Amına koydumunun ayısı açtı kapıyı, soktu kafasını. Misyoner pozisyonundaydık, kapı sırtma bakıyordu. Görmemesi gereken sikim, taşaklarım, sevgilimin vajinası ,ona girişim, kan… Dikkatli baktıysa hepsini görmüştür. Birden ikimizde ona doğru baktık.
-“Napıyosunuz?”
-“Hamd olsun. Sende ne var ne yok.”
Allahın malı. Kız arkdaşım insaflı çıktı da, “Görmüyor musun? Çıksana.” diye aklını başına getirdi. Çıktı. Ama ortamın içine sıçtı işte. Kaktık, toparlandık. Hala kanıyor mu ona baktık. Yataktaki kana baktık. Sonra penisime bulaşmış olanı sildik. Yataktaki kanla uğraştı ama tam çıkaramadı. Umursamadım da, yıkardı ne de olsa.
Salona geçtiğimizde teşekkürü bir puanla kaçırmış memur çocuğu sıfatıyla karşıladı bizi. Neler olup bittiğini biliyordu ama soruları teyit etmek için soruyordu. “Neden?”, “Nasıl?”. Bi sigara içimlik vakitte öğreneceğini öğrendi, fakat ben henüz boşalmadığımdan aklım oradaydı. Arkadaşı bile güzel görünüyordu gözüme, en azından devasa memeleri. Sigaraları bitirdik, içeri geçeceğimizi söyledik. Daha odanın kapısına vardık ki peşimizden geldi.
– “İçeride sıkıldım, bende görmek istiyorum” dedi.
– “Neyi görceksin?” bile demedik.

Odaya girip yatağa uzandık. Arkadaşı yatağın karşısındaki duvara yaslanıp yere oturdu. Kotlarımızı ve üstlerimizi giymiştik içeri geçerken ama içlerinde çamaşır yoktu. Zaten benimki çıktığım andan beri inmemişti. Önce onun üzerini çıkardım.Sonra kendiminkiyi. Sonra kotlar. İkimizde arkadaşına bakmıyor hatta o yokmuş gibi sevişmeye devam ediyorduk. Eminim ilk çıkardığımda direk penisime bakmadı ama salondan beri önümdeki şişliğide ölesiye merak ediyordu.

Kısa bir süre öpüştükten sonra ben penisimin başıyla deliğini aramaya başladım bile. Ama kuruyan kan kayganlığını kaybettirmişti vajinasına. Tükürüğümü önce vajinasına sonra penisimin başına sürdüm. Arkadaşı aşağıda neler yaptığımı net görebilecek pozisyonda değildi ama kıyısından köşesinden birşeyler görebiliyordu heralde. Yavaşça içine girdim yine. Fakat bu kez sabırlı davranamadım. Hemen pompalamaya başladım.

Hayatımda birkaç istisna dışında hiç erken boşalmadım. Hatta geç boşalma diye bir hastalık varsa o bende var galiba. En kısa pompam 40-45 dk sürüyo, bazen bir saati geçtiği oluyo. Ama o gün o dakika birşeyler değişikti. Henüz beş dk bile olmamıştı ikinci kez pompalamaya başlayalı. Sevgilimin zevk mi acı mı duyduğunu bile anlayamadım çıkardığı seslerden, ya da yüzünden. Boşalırken kendimi geri çektim.

Elimde taş sertliğinde penisim. Vücudumdaki tüm kaslar gerilmiş. Önümde sevgilim ve pürüssüz, terlerimizden dolayı parlayan göbeği. En garibi de tüm bunları profilden izleyen bir çift meraklı göz. Uzun ön sevişmemiz boyunca şişen taşaklarım, işi bir kez yarıda bölmem ve sevgilime duyduğum arzu. Öylesine boşalıyordum ve öylesine bir ağrı hissediyordum ki taşaklarımda. Döllerimin birazı yüzüne, birazı boynuna ve göğüslerine fışkırdı. Ben o sevişme için biriken döllerimin neredeyse tamamını fışkırtmıştım ama henüz göbeğine değen yoktu.

Üzerinden kalktım. Sevgilim hemen pantolonunu istedi. Tişörtüne uzanıp onu da giydi. Ben çömelmiş vaziyette, yarrağım elimden bir süre yatakta oturup kaslarımın kendine gelmesini bekledim. Sevgilim atletimi ve boxerımı almış artık kendimi sergilemememi istemediğini belli edercesine bana uzatıyordu. Giyindik, salona geçtik. Acıyıp acımadığını, zevk alıp almadığını, içine döl kaçıp kalmadığını, aklında ne varsa soruyordu arkadaşı sevgilime.

Dayıları, kuzenleri yakın oturduğu için gece orada kalamazdım, sabah çatkapı gelme ihtimalleri vardı. Gecenin dördünde çıktım evden. Üç gün sonra askere gidecektim. Uğurlamaya geldi yine arkadaşıyla beraber. Konu üzerinde hiç konuşmadık ama arkadaşının bakışlarını da önümdeki şişlikten hiç alamadık.

Askere gideli dört ay olmuştu ama telefonda sürekli kavga etmiştik bu süre içinde. Nitekim ayrılıkla bitti. Biz ayrıldıktan bir hafta sonra arkadaşı msn’den hal hatır sormak için yazdı. Konuşmaya telefonda devam ettik. Bunlardan eski sevgilimin haberi olmamasını istedi fakat ben olursa olsun havasındaydım. Bir iki görüşmeden sonra hafta sonu askerliğimi yaptığım şehre gelmesini istedim. Önce mırın kırın etti, sonra “Ne yapacam gelip?” muhhabbetine sardı. Açıkçası çok da üstelemedim. Bir daha ne o aradı, ne ben.

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*